Multiform Life Coaching
Yaşam Koçu, Eğitmen, NLP, Thetahealing, Access, Nefes, Reiki, Bedeni Şifalandırma & Enerji Çalışmaları
19/11/2019
01/07/2019
Dün,bugün, yarın.
15/11/2018
Olumlama
Hayatında neler oluyor?
Nasılsın bugün? Keyifsiz gördüm seni.
Gülen gözlerinde hüzün, sesinde titreme var.
Kafanın içi düşüncelerden patlayacak gibi. Keşkeler, belkiler, beynine üşüşen onlarca düşünce. Yorgunsun. Sırtındaki ağrılar dinmek bilmiyor. Geceleri uykuya hasretken sen, çevrendekilerin seni bir de anlamadığı mı düşünüyorsun? Sabahları kalkmak mı neden? Hayatımda iyi hiç bir şey yokken, neden ayağa kalkacağım?...
Daha başka senin hayatında her ne varsa, tüm bunlar için, SEN için, var OLmaya ne dersin?
Nasıl mı?
Bir telefon uzağındayım. Her ne oluyorsa, SEN, KENDİM OLacağım dediğin ANda hayatın değişmeye başlıyor.
Her seçim bir vazgeçiş. Bu sefer seçiminde KENDİN için beraber yol alalım.
Sevgilerle,
Banu
Telefon: 0532.583.21.35
28/08/2014
Sen düşünceden ibaretsin.
KİRLİ YUVA
Titiz mi titiz bir güvercindi ve yaşadığı yerin temizliğine son derece önem verirdi. Ama bir türlü anlamadığı bir nedenden ötürü, yuvasını bir kokudur kaplıyor ve orayı yaşanılmaz hale getiriyordu. Bu yüzden defalarca yuva değiştirmişti, ama her yeni yuvada aynı sorun kendisini arayıp buluyordu.
Temiz bir yuvada mutluluk içinde yaşama özlemini bir türlü gerçekleştiremeyen bu güvercin, bir gün, dalın üzerinde düşünceli düşünceli tünüyordu. Yanına, yaşlı bir güvercin geldi. Halini hatırını sorduktan sonra mutsuzluğunun nedenini öğrenmek istedi. Genç güvercin başından geçenleri tek tek anlattı. Temiz yuva sorununu bir türlü çözemediğinden şikayet etti.
Yaşlı güvercin anlayışla kafasını bir iki defa öne arkaya sallayıp şu cevabı verdi ona:
‘Değerli dostum, sen her yuva değiştirdiğinde sorunu çözemiyorsun ki! Aslında hiçbir şey değişmiyor. Çünkü seni rahatsız eden koku, yuvadan değil senden geliyor. Yapman gereken, farkında olmadan sürdürdüğün alışkanlıklarından vazgeçmek ve kendini değiştirmek…’
ÇATLAK KOVA -
Bir zamanlar efendisinin evine nehirden her gün su taşıyan bir köle varmış. Bu işi de boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla yaparmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan efendisinin evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Köle her seferinde efendisinin evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısıyla gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş.
İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında köleye seslenmiş: "Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum." "Neden?" diye sormuş köle. "Niye utanç duyuyorsun?" Kova cevap vermiş, "çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun." Sucu şöyle demiş: "Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum." Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş. “Yolun sadece senin tarafinda çiçekler oldugunu ve diger kovanin tarafinda hiç çiçek olmadigini fark ettin mi?...
Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır.
Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla efendimin sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, efendim de evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.
Hepimizin kendimize has kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin. Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.
31/05/2014
Düşündüğünüz her şeyin, yaşayacağınız her şeyin belirleyicisi olduğunu hiç düşündünüz mü?
28/05/2014
28/05/2014
Bir hayalin var. Bu hayalin sürekli beynin de dönüyor. Acaba şöyle mi yapsam, böyle mi yapsam?
1. yolu denesem , yok olmaz.
2. yolu denesem yok, bu da olmadı.
Neyse, ben bunu yarın sabah uykumu alayım, şu işleri bitireyim de, öyle düşünürüm.
Böyle başlayan bu süreç, günler günleri kovalar. Bununla birlikte senin kafan da, sürekli alternatif yollar arama şeklinde , sen gelecekte kalarak devam eder.
Peki şimdiye ne oldu? Sen neredesin? Karar verme anın ne zaman gelecek? Ya da gelecek mi?
Karar vermediğin sürece hayalin her neyse, senin ertelemelerini orada bekler.
Yıllar yıllar sonra da, keşkelerin devreye girer.
Peki ne oldu? Seni güvenli, konforlu alanından dışarı çıkartmaya ne olsaydı da, sen oradan çıkardın?
Evet. Söylemesi kolay diyorsunuz. Peki SEN, sonsuz güzel insan. Kendini ertelemen, sana ne kazandırdı?
Deneseydin, ne olurdu?
Keşkelerin devreye girmeden, o güzelim yıllarına ait AN’da kalarak yaşasaydın!
“Zihinlerimizi onlara hakim olan ve baskı yapan belirli bir konuyla meşgul etmezsek, hayal gücünün tam tanımlanmamış alanında çılgınca bir oraya bir buraya koştururlar.”Montaigne
“Fark yaratma yürekliliğini gösterme ve gerçekten yapmaya değer bir şey yapma zamanı gelmiştir. Mutlaka büyük bir amaç değil, bununla birlikte yüreğiniz de tutuşan herhangi bir şey; arzunuz, düşünüz olan bir şey için… Yeryüzündeki günlerinizin değerli ve anlamlı geçmesi kendinize olan borcunuzdur. Yaşamın tadına varın. Var gücünüzle hedefinize odaklanın.” Joyce Giula
Sevgiyle ve ışıkla kalın.
Banu
Click here to claim your Sponsored Listing.
Telephone
Address
Tuzla
34940