Kalemin Ruhu

Kalemin Ruhu

Share

yazar

23/04/2026

Bugün 23 Nisan.
Sadece çocukların bayramı değil, aslında bize unuttuğumuz bir şeyi hatırlatma günü.
Bir çocuğun kalbinde kırgınlık uzun kalmaz,
ama biz yıllarca taşırız.
Bir çocuk hayal kurarken sınır tanımaz,
ama biz “gerçekçi ol” diyerek kendimizi küçültürüz.
Belki de mesele çocuklara bir gün vermek değil,
onlardan bir şeyi geri almak:
Cesareti. Saflığı. Olduğu gibi olabilme gücünü.
Bugün bir çocuğun gözünden bak kendine…
Belki de en çok ihtiyacın olan şey,
yeniden o kişi olmaktır.

15/04/2026

Bizim zamanımızda öğrenci olmak, sadece bir eğitim süreci değil, bir terbiye yolculuğuydu. Siyah önlüklerimizin üzerine iliştirdiğimiz o bembeyaz yakalar gibi tertemiz bir disiplin anlayışımız vardı. Bizler, öğretmeninden korkan değil, ona karşı mahcubiyetinden yanakları al al olan bir nesildik.
Sınıfta arkadaşımızla iki kelime konuşabilmek için "çöplüğün" başına kalem açmaya giderdik. O çöp kovasının başı, en masum dertleşme alanımızdı. Kışın sınıfın ortasında yanan o döküm sobanın üzerinde kuruyan mandalina kabuklarının kokusu, beslenme çantalarımızdaki haşlanmış yumurta ve anne kekiyle karışırdı. İmkanlarımız kısıtlıydı ama birbirimize ve öğretmenimize duyduğumuz hürmet sınırsızdı.
Velilerimiz, "Çocuğum ne yapmış?" diye öğretmenin üzerine yürümezdi. Aksine, "Eti senin, kemiği benim öğretmenim, yeter ki vatana millete hayırlı bir evlat olsun" diyerek bizi o kutsal ellere teslim ederlerdi. Okulda bir ceza alırsak, eve gidip bunu söylemeye cesaret edemezdik; çünkü bilirdik ki öğretmen bir şey dediyse haklıdır. Evde ikinci bir "fırça" yememek için o sessiz disiplini kabullenirdik. Öğretmen, mahallenin de ailenin de pusulasıydı.
Peki, o naif günlerden bugüne ne değişti? Ne ara kalem açma bahanesiyle fısıldaşan çocuklardan, okullara kesici aletlerle, öfkeyle giren bir yapıya evrildik?
Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan, eğitim camiasını yasa boğan o korkunç olaylar, hepimizin şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken bir noktadır. Öğretmenine el kaldıran, okul koridorlarını şiddet mahaline çeviren bu zihniyet, sadece bireysel bir öfke değil, toplumsal bir aşınmanın sonucudur.
Öğretmenin saygınlığının zedelendiği,
"Veli her zaman haklıdır" anlayışının kutsandığı,
Disiplinin "baskı" sanılarak yok edildiği bir düzende, maalesef şiddet kaçınılmaz hale geliyor.
Biz "eti senin kemiği benim" teslimiyetinden, öğretmenlerin can güvenliğinden endişe ettiği bir noktaya nasıl geldik? Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yankılanan o acı feryatlar, artık somut adımların atılması gerektiğinin en son ve en acı uyarısıdır.

Devamı yorumlarda...

08/04/2026

Kalbinden Rabbine uzanan bir yol: Dua günlüğüm artık seninle.

Dua Günlüğü, 52 haftalık bir yolculuk...

08/03/2026

Senin Kıymetin, Senin Farkındalığında Gizli..

​Bugün 8 Mart... Muhtemelen gün boyunca kadınların ne kadar fedakar, ne kadar güçlü veya şefkatli olduğuna dair sayısız övgü duyacağız. Elbette hepsi güzel niyetlerle söyleniyor. Ancak belki de asıl konuşmamız gereken şey başkalarının bizi nasıl gördüğü değil, bizim kendimizi nasıl gördüğümüzdür.

​Toplum bize doğduğumuz andan itibaren pek çok unvan veriyor: İyi bir evlat, kusursuz bir eş, başarılı bir çalışan, saçını süpürge eden bir anne... Oysa varlığının asıl kıymeti, bu rolleri ne kadar iyi sırtlandığında gizli değil. Sen; sırf nefes aldığın, hayal kurduğun, bazen yorulduğun, bazen düştüğün ama en çok da "kendin" olduğun için zaten çok kıymetlisin.

​Birilerinden takdir görmek, başkaları tarafından "güçlü" ilan edilmek güzel olabilir. Fakat en büyük güç, bir kadının dışarıdaki alkışa ihtiyaç duymadan kendi değerinin farkına varmasıdır. Aynaya baktığında eksiklerini, yetiştiremediklerini veya toplumsal beklentileri değil; oradaki o eşsiz, yaşama tutunan ve kendi ayakları üzerinde duran insanı görebilmesidir.
​Çünkü bir kadın kendi kıymetini gerçekten bildiğinde, sınırlarını kendisi çizer. Kendine hak ettiği şefkati gösterdiğinde, dünyanın da ona o kıymete göre davranmaktan başka çaresi kalmaz.

​Bu 8 Mart'ta çiçekleri, övgüleri ve süslü kelimeleri bir kenara bırakalım. Bu gün, başkalarının bizi alkışladığı bir gün olmaktan çıkıp, bizim kendi değerimizi fark ettiğimiz bir uyanış günü olsun.

​Varlığının kıymetini herkesten önce senin bildiğin, kendi değerine sahip çıktığın bir gün olsun. Kadınlar Günümüz kutlu olsun.





Photos from Kalemin Ruhu 's post 09/01/2026

Zihni yoran şey çoğu zaman hayat değil,
zihnin taşıdığı fazlalıklardır.

Küçük alışkanlıklar büyük bir ferahlık yaratır.

Hangisi bugün seninle?

💬 Yorumlara yaz

🔖 Kaydetmeyi unutma

Want your public figure to be the top-listed Public Figure in Istanbul?
Click here to claim your Sponsored Listing.

Category

Website

Address


İstanbul Türkiye
Istanbul
34000