nihalsivasli

nihalsivasli

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from nihalsivasli, Motivational Speaker, Istanbul.

Photos from nihalsivasli's post 25/12/2025

Birkaç gün önce Deli Dolu adlı operet gösterisine gittim.

Küçükken baleyi çok severdim
ve yapmak için gerçekten gayret ederdim.

Aslında bunun sevdiğim bir şey olduğunu biliyordum
ama bilmek istemedim.
Çünkü kendi isteklerimi uzun süre göz ardı ediyordum.

Canım kendim…
Seni ne çok ihmal etmişim.
Oysa seni kucaklamalıydım.

Kendime yer açtım.

12/12/2025

Bİrçok insanda olduğu gibi bende genellikle yaşamı, olanı olduğu gibi değil;
zihnimin veri tabanında ne varsa onunla oluşturduğum algıya göre yaşıyorum.

Bu veri tabanı; atalardan gelen aktarımlarla, çevrenin etkisiyle, epigenetik kodlarla,
çocuklukta yerleşen inançlarla, anı ve deneyimlerle oluşuyor.

Ve zamanla bir savunma sistemi kuruyorum.
Kendimi korumak, hayatta kalmak için.

Olaylara ön bilgiyle, yargılarla ve korkularla bakıyorum.
Gerçeğiyle değil, algı olarak taktığım gözlükle değerlendiriyorum.

Böyle yaşadığımda hayatla akmak yerine,
aynı kısır döngünün içinde dönüp duruyorum.

Akışa geçmek ise bırakmayı öğrenmemi istiyor.
Tutunduğum, güvende hissettiğimi sandığım dalları bırakmayı!

Yaşama güvenmeyi.
Ve kendime.

Burada “kendim” derken, özümü kastediyorum.

Photos from nihalsivasli's post 01/12/2025

Bugüne kadar “ben” dediğim, sahip çıktığım her şeyden geçiyorum.
Kimliğim, duygularım, düşüncelerim, inançlarım, alışkanlıklarım, hayallerim…
Hepsi yerle bir oldu.

Üst üste giydiğim katmanlar, artık dar geliyor.
Meğer onlar ben değilmiş, sadece gölgelerimmiş.

Tutunduğum her şeyin aslında hiçbir şey olduğunu fark ediyorum.
Yıllardır taşıdıklarım, yol sandığım duvarlarmış.
Artık taşıyamıyorum! Ama bırakmak da kolay değil.

Eski kapı kapanıyor biliyorum.
Yeni kapı ise henüz açılmadı.

Bu hâl, tam bir aralık! Bir nefesten önceki sessizlik gibi.

Başta boğuyor, sonra derin bir nefes aldırıyor.
Ne korku var, ne merak.
Zaman bile burada askıda , var mı, yok mu; bilmiyorum.
Her şeydeki hiçlik gibi.

Neye çekildiğimi bilmiyorum.
Ama bir çağrı var , sessiz, sakin, köklü.

Tohumun çatlama sesini duyar mı insan?
Ben kalbimin içindeki çatlamayı duyuyorum.

Hissiz değilim, sadece kelimelerin ulaşamadığı bir yerdeyim.

Bu bir yok oluş değil.
Bu bir hazırlık.

Bir halin çözülmesi, yeni bir kimliğin sessizce yaklaşması.

Belki de iki kapı arasında olmak,
kaybolmak değildir…

Photos from nihalsivasli's post 19/11/2025

İnsan, katman katmandır.
Bu katmanları aşmadan gerçeğe ulaşamaz.

Derinler karanlıktır;
ancak ışığını da o karanlığın içinde saklar.

İnci de böyle oluşur.
İstiridyenin içine yabancı bir madde girer ve oluşum başlar.
Sonra suyun diplerine çekilir;
kendi yolculuğunu, zamanın tanıklığında yaşar.
Olgunlaşması için sabır ve bekleyiş gerekir.
Bu zorlu süreç, incinin yüzeyindeki katmanlara işlenir ve değerini artırır.

İnsan da inci gibidir.
Oluşu doğumla başlar, fark edişle olgunlaşır.
Bu yol, zaman ve sabır ister.

İnsanın, kendi hakikatine ulaşabilmesi için
katmanlarını aşarak derinliğine inmesi gerekir.
Çekilen acı, geçirilen süreç, sabırla yürünmüş yol…
İnsanın içindeki hazineyi görünür kılar.
Zaten değerli olan beşer, işte o zaman tam anlamıyla insan olur.

Yüzeydeki duygularla,
derinlerde yaşananlar aynı değildir.
Yüzeyde oyalanmak, illüzyonda kalmaktır;
yanılsamalarla gerçek olmayan bir yaşamın içinde kaybolmaktır.

Derinlik cesaret ister.
Çünkü gerçek, her zaman bilinmediğinden dolayı korkutucudur.
Ama karanlığa inmeden ışığa kavuşulmaz.

Gerçeğe ulaşmak emek ister.
Ve bu yolculuk; cesaretle, sabırla en çok da teslimiyetle mümkün olur.

İnciyi bulmak demek; kendini gerçekleştirmek, kendinle buluşmaktır.

09/11/2025

Anne olmak; sevginin, sabrın, dönüşümün güzelliğini yaşamakla başlar.
Kendinden olan canının gözlerinde kendini görmeyi öğretir annelik.
İçinden doğan ışığı izlemeyi😇

03/11/2025

İnsan, aradığına özlem duyar.
İçindeki eksikliğe duyulan özlem, tamamlnmamışlık hissi verir.

Özlemin karşılanmaması insanın içini acıtır.
Ama acı, dönüşümün başlangıcıdır.

Özlem de, acı da insanın içe dönmesini sağlar.
Her iki duygu da insanın içine bükülmesine sebep olur.
Ve bu ikisinin birleşimi, insanın kendisinde kendinin doğmasına vesile olur.

Kendisine uzak kalışının verdiği acı,
içinde saklı bir bilgelik taşır.
O bilgelik, insanın kendine olan vuslatına sebep olabilir.

Böylelikle, aradığının aslında içindeki derinliklerde olduğunu fark eder.
Özlem ve acı, birbirinin tamamlayıcısıdır;
biri diğerinin değerini gösterir.

Bu duygular insanı kendine geri getiren iki yoldur. Bu ikisini birleştirebilen hazinesine kavuşur.

02/11/2025

Teslimiyet, tüm iradenin sende olmadığını bilmektir.
İnsan gerçekten güvenirse teslim olabilir.
Kontrol etme dürtüsü, olayların kendi yönlendirmesiyle açığa çıktığını sanmasından doğar.

Teslimiyet korkuyla olmaz; yaşama güvenmekle olur.
Bir bebeğin annesinin kollarına kendini bırakması gibidir.
Sevgi ve güvenle, insan kendini şefkatin kucağına teslim edebilir.

Hayatın kendine özgü bir ahengi vardır.
Olacaklar olgunlaştığında, vakti gelmiş demektir.
Yaşamın ritmine göre her şey zamanı geldiğinde açığa çıkar.

Yaşamın planına kendi düzenini dayatırsan, akıntıya karşı kürek çekmiş olursun.
Tıpkı havanda su dövmek gibi…
Yaşadığın zorlukla kalırsın.

Oysa yaşamın kendi düzenine izin verirsen,
hayatın içinden çok daha kolay geçersin.

İzin vermek demek, kabulde olmak demektir.
Nasıl ki mevsimlerin sıralamasını değiştiremiyorsak
ya da bir şelaleyi yukarıya doğru akıtamıyorsak,
hayatı da kendi ritmiyle, farkındalıkla yaşamak gerekir.

Kalp hisseder, zihin analiz eder.
Yaşamak, yalnızca nefes almak değil; yaşamı hissetmektir.
Teslimiyet, önce kalbine sonra akışa bırakmaktır.
Zihne bıraktığında önyargı devreye girer ve denge bozulur.

İnsan güvenmeyi öğrendikçe, zamanla kendini bırakmayı da öğrenir.
Bırakmak pasif olmak değildir;
süreçte elinden geleni yapıp, sonucu kabullenmektir.
Ve bu, özgürlüğü getirir.

Teslim olmak, kuşun gökyüzünde süzülmesi gibidir.
Kanatlarını çırpar ve kendini gökyüzünün akışına bırakır.
Güvenle, huzurla, özgürlüğün tadını çıkarır.

Ve sonunda anlar ki, teslim olarak
yüklerini ve ağırlıklarını bırakarak gerçek anlamda var olmayı deneyimler.

Var olmak demek;
yaşama karşı koymadan, onunla birlikte nefes almaktır.
Hayatı yönetmeye çalışmadan, onunla bir olmaktır.
İşte o an, insan yaşamın içinde kendini bulur.

24/10/2025

Çok yoğun olduğum bir anda çalan telefon beni birden bire 8 yaşıma götürdü.
Ablam çocukluğumda yazdığım mektubu bulduğunu söyledi. Bu yolculuk o küçük kızın acısını birkaç satıra sığdırmasına şahitlik ettiriyordu.
Sararmış olan sayfa duygunun yoğunluğundan kabarmış gibiydi.
O mektubun varlığını bile hatırlamıyordum.
Elime geçtiğinde kalbim hızla atmaya başladı; sanki geçmişin kapısı birden açılmıştı.
Bir çocuğun el yazısıyla yazılmış birkaç satır ama içinde bütün bir ömrün yankısı vardı.
Okudukça fark ettim: Sekiz yaşındaki ben, duygularıyla birlikte sessizce olgunlaşmış bir çocukmuş.
O yaşta umutla umutsuzluk arasında salınan bir kalp.
Hayat onu erken acıtmış, ama yine de umuda tutunmayı bırakmamış.

“Bu yük çok ağır,” derdi o küçük halim.
Ben ise şimdi ona, “O yük seni güçlendirdi,” derdim.
Çünkü o acının içinde doğan olgunluk, bugün hâlâ içimde yaşayan bir ışık gibi.
İçinde ışığı taşıyan zifiri bir karanlık.
Bazen en büyük gücüm, bazen de en hassas noktam.

O mektupta sadece bir çocuk değil, bir tanıklık var.
Bir itiraf!
Ve kabullenişin sessiz gücü.
O günü, o çocuğu, o duyguyu hâlâ içimde taşıyorum.
Belki de ölene kadar taşıyacağım.
Çünkü bazı acılar geçmez; insan onlarla büyür.

21/10/2025

Her şeyin bir vakti vardır derken, aslında her şeyin bir süreci olduğunu söylüyoruz.
Bu cümle bana hep teslimiyeti hatırlatır.
Olması gereken, zamanı geldiğinde zaten olur.
Vaktin gelmesi demek, sürecin olgunlaşması demektir.

İnsan olgunlaştıkça, olayların da olgunluğunu görmeye başlar.
Hani derler ya, “Vaktinden önce öten horozun başını keserler.”
Tıpkı bu metafordaki gibi.
Bir şey vaktinden önce olursa anlaşılmaz.

Eğer bir şeyin vakti gelmişse, zaten ben onu yaşamaya başlamışımdır.
Ve bunu kalbinde hissedersin.

Bir şey vaktinden önce olursa, bulunduğu zamana, mekâna, hatta insana aykırı düşer.
Yabancı gibi durur.

Vakit, hayatın ritminin ta kendisidir.
Yolda olduğunu bilen, hayatta akmayı bilen insan kontrol etmez, sadece yaşar.
Tutmayı bırakır,
ve yaşamın içinde sadece akar.

Vakit kendiliğinden akar; yeter ki insan yolda olduğunu bilsin.

14/10/2025

Kalp, kendi derinliklerini bilmediği için fark ettiğinde hayret eder.
Onu hayrete düşüren, içinde olanı daha önce hiç hissetmemiş olmasıdır.

Çünkü kalp anlamaz, sadece bilir.

Kalbin hayreti, zihnin ona tabi olmasıyla başlar.
Kalp kendini fark ettiğinde büyür.

Kalp, yüzeyde kalan duygularını arındırdıkça şaşkınlığı artar; çünkü kendi gerçekliğini fark etmeye başlar.

Hayret, derinlerdeki hissedilmeyeni hissetmektir.
İşte o zaman kalp, kendi gerçekliğiyle tanışır.

Hayret, insanın sonsuz oluşunu nasıl sınırlandırdığını gösterir.
Kendindeki derinliğin bir dibi olmadığını fark eder.

Hayret, bilgeliğin başlangıcıdır.
Kalbin hayreti, şaşkınlıkla birlikte bir uyanıştır.

Kendi derinliklerini fark edebilen için kalp, hayrete açık olabilir.
Ve insan, yaşamı olduğu gibi kabullenip sadece yaşamaya başladığında kalbin hayreti sessizce doğar.

Kalp hayret ettiğinde, insan yaşamı anlamaya değil, yaşamaya başlar.

13/10/2025

Doğallık, olabilmektir.
Gayret etmeden, çabalamadan.
Sadece olanı olduğu gibi kabul etmektir
Ne bir şey ekleyerek, ne de eksilterek.

Her şeyin bir vakti vardır.
Ve o vakit geldiğinde, her şey kendiliğinden oluverir.

Bu farkındalıkla yaşamı izleyebilmek.
Bence bu, yaşamın kendini sana açmasıdır.

Ve evet,
hayatın bana açılması doğaldır, bir o kadar da sancılı.

Çünkü açılmak demek, korunmasız kalmak demektir.

Kim bilir,
yaşamın asıl çekiciliği belki de bu doğallığındadır.

Bu açılımı yaşarken, oluşun doğallığını bildiğini tüm benliğinle hissedersin.

Ve anlarsın ki…
Açılmanın tatlı bir acılığı vardır.
Ama bu acı, seni kendine getirir.

03/10/2025

Yaşam doğumla başlar; ilk nefesini alırsın, son nefesine kadar sürer. Buna yaşam yolculuğu derler.
İnsan buraya geldiğinde hep bir yol arar. Yaşamak için yolda olmaya, bir amaca ihtiyaç duyar.

Oysa insanın dışında yaşayan ayrı bir varlık, başka bir yol yoktur. İnsanın tek yolu vardır, o da kendisidir.
Kendini fark ettikçe yol kendini sana açar. İşte o zaman anlarsın, yol zaten sensin.

Bu hayat yolculuğunda ilerlemek, aslında kendi içine doğru inmektir.
Yolun kendin olduğunu fark ettiğinde yaşam gerçek anlamıyla başlar.

İnsan yolun kendinde olduğunu fark ettiğinde attığı adımlar daha da güçlenir.
Bir amaç, bir yol ararken aslında kendini kaybettiğini görür.
Gerçek yolun kendisi olduğunu öğrendiğinde ise artık bedenin içine sığmaz.

Want your public figure to be the top-listed Public Figure in Istanbul?
Click here to claim your Sponsored Listing.

Website

Address


Istanbul
34357