Bi Moda Hayat

Bi Moda Hayat

Condividi

“Let us be a part of your dreams"
�Moda keşif platformu - #bimodahayat
�The platform for fas www.ajansbenice.com

27/09/2026

Bu anın sembolizmasını çok sevdik. ❤️
Olivia Rodrigo, The Unraveled Tour’un açılış gecesinde sahneye beyaz bir elbiseyle çıktı. “The Cure” sırasında yağmur başladı ve elbise, seyircinin gözleri önünde yavaş yavaş çözülerek altındaki kırmızı korseli görünümü ortaya çıkardı.
İlk bakışta güçlü bir sahne şovu gibi görünse de bizce asıl etkileyici olan, kıyafetin şarkının anlattığı duygunun bir parçasına dönüşmesiydi. Çünkü burada olan şey yalnızca bir kostüm değişimi değildi.
Elbisenin arkasında, modayı yıllardır sadece “giyilecek bir şey” olarak değil; dönüşen, tepki veren ve anlatan bir araç olarak ele alan Hussein Chalayan vardı.
Rodrigo için hazırlanan görünüm, Chalayan’ın dönüşüm fikrini yeniden sahneye taşıdı. Üstelik bu an, Rodrigo’nun “unraveled” yani çözülme, dağılma fikrini söylediği sırada gerçekleşti.
Beyaz elbise çözülerek bedeninden döküldü; altından başka bir renk, başka bir ruh hâli ortaya çıktı. Ve moda tam da burada en güçlü hâline ulaşıyor.
Kıyafet hikâyeyi süslemiyor. Hikâyenin kendisine dönüşüyor.
Bu sahne bize Alexander McQueen’in 1999 İlkbahar/Yaz defilesindeki Shalom Harlow anını da hatırlattı. Harlow dönen platformun üzerinde dururken iki robot kol beyaz elbisesini siyah ve sarı boyayla dönüştürüyordu. Seyirci bir giysinin bitmiş hâlini değil, değişimini izliyordu.
Rodrigo’nun performansında boya yerine su, robot yerine yağmur var. Ama ortak nokta aynı: Dönüşüm seyircinin gözünün önünde gerçekleşiyor.
Belki de bu yüzden bu görüntü birkaç saniyelik bir “viral moda anı”ndan daha fazlası.
Rodrigo zaten bir süredir kıyafetlerini yalnızca estetik tercihler olarak kullanmıyor. Babydoll elbiseleriyle 1990’ların punk ve riot grrrl kültürüne, Kathleen Hanna ve Courtney Love gibi isimlere göndermeler yapıyor.
Şimdi ise Hussein Chalayan’ın elbisesiyle bize bir kıyafetin sabit olmak zorunda olmadığını, bir kimlik, bir hikâye de olabileceğini..
Ve ’ın yıllardır yaptığı da biraz bunun üzerine değil mi zate

Photos from Bi Moda Hayat's post 27/09/2026

Eylül ayı boyunca New York, Londra, Milano ve Paris’te moda haftaları art arda sahnelenirken, dünyanın dört bir yanından tasarımcılar da yalnızca koleksiyonlarını değil, hangi dünyaya inandıklarını da podyuma taşımaya başladı.

Bu sahnelerde Türkiye’nin adını duymak, Türk tasarımcıların işlerini görmek elbette ayrı bir heyecan. Ama asıl değerin, bir tasarımın ait olduğu coğrafyanın hikâyesini, zanaatını ve hafızasını dünyaya taşırken aynı zamanda yaratabileceği sosyal etkiyi de gözetebilmesinde olduğunu düşünüyoruz.

Neslişah Yılmaz ’ın Barrus için hazırladığı The Anatolian Garden – Anadolu Bahçesi koleksiyonu tam da böyle bir yerde duruyordu bizim için.

Bu koleksiyonda Anadolu yalnızca bir desen ya da folklorik referans değil; yaşayan, dönüşen, yeniden filizlenen bir kültürel hafıza olarak karşımıza çıktı. Couture işçiliği, üç boyutlu çiçekler, tüller, danteller ve güçlü siluetlerle geçmiş, bugünün diliyle yeniden yorumlanıyordu.

Ancak koleksiyonun hikâyesi yalnızca estetikte bitmiyordu.

Defileyi Esra Oflaz Güvenkaya açtı. Üstelik profesyonel bir model olarak değil; çocuklar yararına kurgulanan sosyal sorumluluk projesine destek olmak için podyuma çıktı. Daha önce hiç podyum deneyimi olmamasına rağmen bu daveti, amacın gücü nedeniyle kabul ettiğini paylaştı.

Üzerindeki özel Barrus London tasarımı daha sonra Londra’da yaşayan hayırsever bir iş insanı tarafından TEGV yararına satın alındı ve elde edilen gelir 150 çocuğun bir yıllık eğitimine destek oldu.

Tam da burada sürdürülebilirlik meselesi genişliyor.
Bir koleksiyonu yalnızca geri dönüştürülmüş kumaş, organik lif ya da düşük karbon anlatısıyla mı değerlendirmeliyiz?

Yoksa bir zanaatı yaşatmak, kültürel hafızayı geleceğe taşımak ve modanın yarattığı ekonomik değeri toplumsal faydaya dönüştürmek de sürdürülebilirliğin bir parçası mı?

Siz ne düşünüyorsunuz?

🌿🌿🌿

SustainabilityInLuxury BMH

Photos from Bi Moda Hayat's post 25/09/2026

Bir moda tasarımcısını yalnızca iyi çizim yapmak ya da doğru kumaşı seçmek mi tanımlar?

Aslında tasarım; görmeyi, araştırmayı, yorumlamayı, hikâye kurmayı ve kendi dünyasını yaratmayı öğrenmekle başlıyor.

Bir koleksiyonun ilk fikrinden atölyedeki üretim sürecine, kişisel tasarım dilini oluşturmaktan bir ismi markaya dönüştürmeye kadar moda tasarımının görünmeyen tarafında çok daha büyük bir dünya var.
Bu seçkide moda tasarımcılarının yalnızca estetik açıdan değil; yaratıcılık, kimlik, iş modeli ve sürdürülebilirlik açısından da düşünme biçimini geliştirebilecek belgeselleri bir araya getirdik.

Kaydetmeyi unutmayın. 🎞️

🔸️Dior and I
Bir fikrin haute couture koleksiyonuna dönüşme süreci.

🔸️Martin Margiela: In His Own Words
Moda sisteminin dışında düşünmek, dekonstrüksiyon ve anonim bir tasarımcı kimliği.

🔸️McQueen
Bir koleksiyonun giysiden çıkıp hikâyeye, performansa ve deneyime dönüşmesi.

🔸️Unzipped
İlhamın gündelik hayattan, sinemadan ve kültürden koleksiyona uzanan yolculuğu.

🔸️Valentino: The Last Emperor
Tasarımcı kimliğinden küresel bir moda markasına uzanan süreç.

Sizin bu listeye ekleyeceğiniz moda belgeseli hangisi?

Daha fazlası BiModaHayat'ta...

🌿🌿🌿

Fashion Documentary Sürdürülebilir Moda, Sustainable Fashion, Moda Kültürü Moda Tarihi, Tasarım, Design Thinking, Fashion Business, Creative Process

Photos from Bi Moda Hayat's post 24/09/2026

Bora Aksu Londra'da romantizmin içine Antep işini işledi

Regent’s Park’ın güney ucundaki Viktorya dönemi kilisesi St. Cyprian’s, Clarence Gate, yüksek kemerlerinden süzülen sabah ışığıyla neredeyse koleksiyonun bir parçası gibiydi. Londra Moda Haftası’nın cuma sabahında Bora Aksu, bu tarihî mekânı birkaç dakikalığına geçmişle bugünün, İngiliz romantizmiyle Anadolu zanaatının birbirine karıştığı pastoral bir dünyaya dönüştürdü.

İlk siluetler koridorda belirdiğinde hikâye neredeyse masalsıydı. Kabarık kollar, dantel fırfırlar, broderie anglaise yüzeyler, şeffaf katmanlar ve krem tonları; Aksu’nun yıllardır geliştirdiği kırılgan ama teatral romantizmi yeniden kuruyordu. Modeller, adeta başka bir yüzyıldan çıkıp kilisenin koridoruna bırakılmış pastoral gelinler gibiydi.
Fakat koleksiyon uzun süre bu masumiyette kalmadı.

Siluetler ilerledikçe romantizmin içine önce trençkotlar ve keskin terzilik, ardından önlük bağlarını hatırlatan kemerler, sıkıca sarılan kuşaklar ve yapılandırılmış erkek giyim kodları sızmaya başladı. Yumuşaklık ile disiplin, narinlik ile yapı aynı görünüm içinde karşı karşıya geliyordu.
Finale yaklaşıldığında palet de karardı.

Krem ve pudra tonlarının yerini derin bordo ve oxblood tonları aldı; açıkta bırakılan korseler ve beden boyunca ağaç kökleri gibi ilerleyen iplikler, koleksiyonun pastoral romantizmini daha gotik bir yere taşıdı. Arka planda duyulan 1970’ler İngiliz psychedelic folk ezgileri ise sahneyi bir defileden çok unutulmuş bir İngiliz kır hikâyesinin içine çekiyordu.

Ancak bu sezon Bora Aksu’nun anlattığı hikâye yalnızca İngiltere’ye ait değildi.
Koleksiyonun yüzeylerine yakından bakıldığında Londra’dan yüzlerce kilometre uzakta başka bir coğrafyanın izi beliriyordu: Gaziantep.

Ve o iz, bir trendden ya da dekoratif bir motiften çok daha fazlasıydı.
Kuşaktan kuşağa kadınların ellerinde aktarılan Antep işi, Londra podyumunda koleksiyonun sessiz ama belki de en güçlü anlatıcısına dönüşüyordu.

Detayları BiModaHayat'ta. Link Bio'da
🌿🌿🌿

TürkModası SürdürülebilirModa SustainableFashion Craftsmanship TextileHeritage CulturalHeritage SlowFashion ModaTarihi Fashion

Photos from Bi Moda Hayat's post 23/09/2026

Giydiklerimiz Düşünme, Hissetme ve Davranma Biçimimizi Nasıl Etkiliyor?

Dolabınızı açtığınızda yalnızca kıyafet seçtiğinizi düşünüyor olabilirsiniz.

Oysa bazı araştırmalar, giydiğimiz şeylerin kendimizi nasıl algıladığımızı, nasıl hissettiğimizi ve kimi durumlarda nasıl davrandığımızı da etkileyebileceğini gösteriyor.

Psikolojide bu fikir “enclothed cognition”, yani giysili biliş kavramıyla tartışılıyor.

Kavramın en ilginç tarafı ise, yalnızca üzerimizde ne olduğu ile ilgili değil. O kıyafetin bizim için ne ifade ettiği.

🔸️Bir blazer neden bazen kendimizi daha hazır hissettiriyor?

🔸️Spor kıyafetlerini giydiğimizde neden hareket etmek biraz daha kolay geliyor?

🔸️Bazı kıyafetlerde neden daha görünür, bazılarında ise daha güvende hissediyoruz?

Elbette hiçbir kıyafet bizi otomatik olarak daha başarılı, yaratıcı ya da özgüvenli yapmıyor. Bilimsel literatürde de ilk çalışmaların bazı spesifik sonuçlarının tekrarlanabilirliği tartışıldı. Ancak daha geniş araştırma alanı, kıyafetlerin taşıdığı sembolik anlamın düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımızla ilişki kurabileceğini gösteriyor.

Belki de bu yüzden moda yalnızca bir görünme biçimi değil.

Aynı zamanda bazen bir olma biçimi.
Peki sizin kendinizi farklı hissettiren bir kıyafetiniz var mı?

Araştırma detayları ve kaynakları web sitemizde.

“Giydikleriniz Davranışlarınızı Nasıl Etkiliyor?” podcastimizi ise Spotify’dan dinleyebilirsiniz.

Link bio’da ve yorumlarda

🌿🌿🌿

ModaVePsikoloji Stil KişiselStil FashionPsychology FashionCulture 80lerModası FashionCulture PersonalStyle BiModaHayat, Moda ,ModaKültürü, Moda Ve Kimlik, Kişisel Stil, Fast Fashion, Minimalizm Clean Girl, Algoritma , Sosyal Medya, Görsel Kültür, Moda Trendleri, Visual Culture, Fashion Identity

21/09/2026

eBay genç girişimciler için 200 bin sterline kadar yeni bir destek programı başlattı.

Ancak asıl ilginç olan yalnızca fonun büyüklüğü değil.
eBay UK'nin hayata geçirdiği Up & Running Grants: Young Entrepreneur Edition kapsamında en fazla 20 işletmeye 10'ar bin sterlin hibe sağlanacak.

Program iki gruba odaklanıyor:
18–30 yaş arasındaki mevcut eBay girişimcileri ile gençlere yeni istihdam fırsatları yaratmayı planlayan küçük işletmeler.

Buraya kadar klasik bir girişimcilik desteği gibi görünebilir. Fakat programı eBay'in son dönemde attığı diğer adımlarla birlikte değerlendirdiğimizde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

eBay, Temmuz 2026'da Depop satın alımını tamamladı.

Bir yandan ikinci el ve resale pazarındaki konumunu güçlendirirken diğer yandan genç satıcıları, küçük dijital işletmeleri ve yeni nesil girişimcileri kendi ekosistemine daha güçlü biçimde dahil etmeye çalışıyor.
Yeni nesil girişimcilik artık yalnızca teknoloji startup'larında başlamıyor.
Bir vintage mağazası, sneaker satışı, koleksiyon ürünleri, ikinci el moda hesabı ya da küçük bir online mağaza zaman içinde gerçek bir işletmeye dönüşebiliyor.

Belki de eBay'in bu programında dikkat edilmesi gereken esas nokta tam olarak burada.
Platformlar artık yalnızca satış yapılan yerler değil; girişimcilerin yetiştiği ekosistemlere dönüşüyor.

Kimler başvurabiliyor?
10 bin sterlin nasıl kullanılabilecek?
Türkiye'den başvuru mümkün mü?
Ve eBay'in Depop ve döngüsel moda yatırımlarıyla bu program arasında nasıl bir stratejik bağ var?

Detayları BiModaHayat'ta... Link profildeki bağlantılarda..
🌿🌿🌿

eBay Genç Girişimcilere 200 Bin Sterlinlik Hibe Programı Başlattı
Depop CircularEconomy SmallBusiness DigitalCommerce BiModaHayat

Photos from Bi Moda Hayat's post 19/09/2026

Savaş Ortamında Moda Mümkün mü?

İnsan, yarının ne getireceğini bilmediği bir yerde neden hâlâ bir şey yaratır?

Kyiv’de hava saldırısı sirenleri çalarken Arina Petrova ve babası Serhii, Bob Basset’in Mutabor koleksiyonunu sergilemeye hazırlanıyordu.

Bir saldırı gösteriyi durdurabilirdi. Elektrikler kesilebilirdi. Salon boşaltılabilirdi. Planları belliydi.

Gerekirse sığınağa inecekler, gerekirse telefon ışıklarıyla devam edeceklerdi. Ama devam edeceklerdi.

Çünkü bazen yaratmak yalnızca sanat üretmek değildir.

Bir şehrin hâlâ yaşadığını söylemektir.

Bir atölyenin ışığını yeniden yakmaktır.

Korkunun karşısına hayal gücünü koymaktır.

Yarın ne olacağını bilmeden bugünün işini tamamlamaktır.

Koleksiyonun adı Mutabor. LAtince anlamı “Dönüşeceğim.” demek.

Belki de savaşın ortasında söylenebilecek en güçlü kelimelerden biri.

Bob Basset’in siyah maskeleri, zırhları ve hayvansı formlarının altında da tam olarak bu duygu var;

Hiç kırılmamak değil.

Kırıldıktan sonra başka bir biçimde ayağa kalkabilmek.

Sanat savaşları durduramaz.

Kaybedilenleri geri getiremez.

Ama insanın içinde çok önemli bir şeyi koruyabilir;

“Yarının hâlâ bir şey yaratmaya değer olduğuna dair inancı.”

Ve bazen direnmek yüksek sesle bağırmak değildir.

Bazen bir elbiseyi tamamlamaktır.

Bir çello çalmaktır.

Bir atölyeyi yeniden açmaktır.

Bazen de sirenler çalarken bile

yaratmaya devam etmektir.

Sizce sanat, en zor zamanlarda umudu korumanın ve direnmenin bir biçimine dönüşebilir mi?

🌿🌿🌿

BiModaHayat, Moda ,ModaKültürü, Moda Ve Kimlik, Kişisel Stil, Fast Fashion, Clean Girl, Algoritma , Sosyal Medya, Görsel Kültür, Moda Trendleri, Visual Culture, Fashion Identity, Sanat

18/09/2026

PETA aktivistleri, London Fashion Week kapsamında düzenlenen H&M defilesinde pisti ele geçirerek markanın yün kullanımını protesto etti.

Peki moda sektörünün bugün gerçekten en büyük problemi yün mü?
Hayvan refahı elbette tartışmaya kapalı bir konu değil. Yünün hangi koşullarda üretildiği, koyunların nasıl yetiştirildiği ve kırkım sırasında nasıl muamele gördüğü mutlaka sorgulanmalı.

Ancak tartışmanın diğer tarafını da görmemiz gerekiyor.
Yün doğal ve biyolojik kökenli bir lif. Üstelik birçok yün ırkında düzenli kırkım hayvan refahının da bir parçası. Sorun yalnızca “kırkım yapılması” değil; bunun hangi koşullarda ve nasıl yapıldığı.

Öte yandan moda endüstrisinin giderek büyüyen başka bir sorunu var; Petrol bazlı sentetik lifler.
Polyester, naylon ve benzeri sentetiklerin üretimi fosil kaynaklara dayanıyor. Kullanım ve yıkama sırasında ortaya çıkan mikroplastikler ise çevreye karışmaya devam ediyor.
Avrupa Çevre Ajansı'nın verilerine göre sentetik tekstillerden yılda yaklaşık 200.000–500.000 ton mikroplastik deniz ortamına ulaşabiliyor.

Üstelik mesele yalnızca malzeme de değil.
• Aşırı üretim.
• Aşırı tüketim.
• Kısa kullanım süreleri.
• Ve hızla çöpe dönüşen milyarlarca giysi.

AB'de 2022 yılında kişi başına yaklaşık 16 kg tekstil atığı oluştu. Bunun yaklaşık 11,1 kilosu ayrı toplanmadan karma atığa karıştı.

Dolayısıyla sürdürülebilir moda tartışmasını yalnızca “hayvansal lif mi, değil mi?”
sorusuna indirgemek bana eksik geliyor.
Bir malzemenin doğal olması onu otomatik olarak sürdürülebilir yapmaz.
Ama hayvansal olmaması da onu otomatik olarak çevre dostu yapmaz.
Sorunumuz;
Neden bu kadar fazla giysi üretiyoruz ve neden bu kadar kısa süre kullanıyoruz?
Hayvan refahını konuşalım. Ama aynı anda hızlı modayı, petrol bazlı sentetikleri, mikroplastikleri ve tekstil atığını da konuşalım. Çünkü moda sektörünün çevresel krizini tek bir lif üzerinden açıklayamayız.

Siz bu protesto hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sizce moda sektörünün öncelikle çözmesi ge

Vuoi che la tua azienda sia il Negozio più quotato a Milano?
Clicca qui per richiedere la tua inserzione sponsorizzata.

Indirizzo


Piazza Tre Torri 3
Milan
20145