Prof. Dr. Oğuz E. Berksun

Prof. Dr. Oğuz E. Berksun

Psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun hastalarını Uğur Mumcu Caddesi 79/4 GOP Çankaya Ankara adresinde bulunan muayenehanesinde görmektedir.

Prof. Dr. Oğuz Berksun, yaklaşık 28 yıla ulaşan mesleki ve akademik deneyime sahiptir. 1987 yılından bu yana Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'nda çalışmaktadır. 1992 yılında psikiyatri (ruh sağlığı ve hastalıkları) alanında uzman olan Dr. Oguz Berksun 1997 yılında Doçent, 2003 yılında profesör ünvanını almıştır. Halen aynı üniversitede öğretim üyesi statüsünde eğitim ve araştırma faaliyetlerine devam etmektedir. Dr. Berksun üniversitedeki bu görevinin yanısıra Muayenehanesinde:

1-Tanısal ve psikolojik değerlendirme,
2-Konsültanlık ve psikiyatrik-psikolojik-adli danışmanlık
3-Uluslararası standardlara ve algoritmlere uygun tedavi ve takip,
4-Psikoterapi ve aile danışmanlığı hizmeti vermektedir.

Depresyonda ilaç kullanmak istemiyorsanız. İlaçlarla kilo alma sorununuz varsa. Gebelik düşünüyorsanız, gebesiniz veya emziriyorsanız; karaciğer, böbrek gibi organlarınızda sorun varsa, ilaçlarla düzelme olmadıysa Transkraniyal Manyetik Uyarım Tedavisi için uygun bir hasta olabilirsiniz. http://www.oguzberksun.com adresinden bilgi alabilirsiniz.

Terapi notları

Terapi notları

Muyenehanemden çekimler 🙃😁

TMU ile depresyon tedavilerine başlıyoruz 🙏🏼👍🏼

Yetenekli bi Harranlıdan ilhan Odabaşı’ndan hediye 👍🏻👋

Terapi Notları: üzerinde düşünülebilir mi? Ortam ve mekanlarda parayla satın alınan, aşk olmazsa sevgi nin tiyatroları tüketilense dürtüler. Bu düzen seksi kutsayan değerli kılan paradan başka bişi bırakmadı sanırım.

Psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun Eş/Evlilik Bireysel Bütünleşik Psikoterapi Kursu

Hahahaha bi arkadaşımdan sevda’dan alıntı ama bi düzeltme ile buraya koyayım: ilk laf pek doğru diil çünkü erkek işine geleni yaptığını sanırken çoğunlukla kadının istediği olur farketmez yada eder de yapcak bişey yoktur. Bi de kafasına koyduğunu yaptırana demeliydi. Yine de seviyoruz kadınları😘🤣

What.If

How would you adapt to a world without ice?
➡ Follow What.If for more hypothetical scenarios.

Terapi notları

Prof. Dr. Oğuz E. Berksun

Sayfamı ziyaret etmiş olan herkese teşekkür ederim. Yine beklerim 😀😘

Psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun hastalarını Uğur Mumcu Caddesi 79/4 GOP Çankaya Ankara adresinde bulunan muayenehanesinde görmektedir.

Kim yazdıysa çok güldüm 🤣😂😘

[02/05/18]   Laiklik, nörobiyolojik gelişim, antropolog Lorenz’in deneyi:

Bi hikayeyle başlayayım konuya.

1993 yılı silopide kısa dönem askerlik yapıyorum. O sıra başka bi bölgeye gitmek üzere gelmiş ve revirde kalan bir hekim var. Transfer için helikopter bekliyor. Elinde kuran...namaz, abdest falan filan hiç bir şeye karışmıyor yardımı da yok... pek ilişkide kuramıyorum yapısı da müsait değil, belki sürekli çatışmalara götürülüyorum ondan. Sair zamanlar onlarca asker muayene ediyorum. Vaktim olmadı.

Bir sabah saat beş. Çatışmadan dönmüşüz bu meslektaşımda sabah namazını kılmış oturuyor. Çok gerginim ama bi sohbet başladı.

Nerde görev yapıyorsun diye sordum bir müddet sonra sorduğum sorularla geldiğimiz son noktada pratisyen olarak başhekimlik yaptığını, muayenehanesinin olduğunu birde ultrason aldığını ultrason için üç vizite ücreti uyguladığını sakin uysal şekilde anlatıyor. Abi diye hitap ediyor.

Ben ultrason meselesini duyunca biraz sert olarak sen dini bütün bi adam görünüyorsun elinden kuran düşmüyor. Alnın seccadeden kalkmıyor bu yapılacak şey mi diye çıkıştığımda birden munis adam kayboldu yerine, ahiret dünya falan derken sert bi adam geldi. Abi demekten vazgeçti. Üzerime doğru bir hamle yaparak “Ne karıştırıyorsun uuuo ayrıııı uoo ayrı” dedi.

Ben de içimden bu benden laik dedim. Öbür dünyayla bu dünyayı kafasında ayırmış... Ayıramayan benim.

Şimdi nörobiyolojiye geleyim.

Lorenz kazların yumurtadan çıktıktan sonra hareketli herhangi bir objeyi takip ettiklerini keşfetmiştir. Buna imprinting-basımlama denir. Bu fenomenle ilgili keşfedilen bi başka şeyde: Yavru kazların hareketli obje göremeyecekleri karanlık bi ortamda 15 saatin üzerinde bekletildiğinde artık bu davranışı gösteremez oluşudur.

Bu gözlem, nörobiyolojimizin hiyerarşik bir öğrenme sürecine tabi olduğunu göstermektedir. Öğrenilecek her davranış, duyum, beceri için beynimiz gelişim aşamalarında zamansal pencereler açmaktadır. Zamanında öğrenilemeyen birşeyin sonradan öğrenilmesi ya çok zor ya da imkansızdır. Öğrenilse bile içrelleştirilemez.
Yabancı dili çocukken öğrenmenin kolaylığıyla parelellik kurabilirsiniz.

Burdan önemli bir sonuç çıkmaktadır.

Bir insan sosyal değerleri öğrenmeden dinle sağlıksız ve erken bir biçimde hemhal olursa dünyevi sorumlulukları, sosyal, insani değerleri kutsal kitaplarda yazsa bile kendi cahilce yorumuyla bypass eder.

Bazı insanlardan özellikle psikopatik olanlardan en çok duyulan söz şudur mesela: “Benim Allahtan başka kimseye verecek hesabım yok”

Hadi ya!!

Bir insan hayal edin. Aslında tanrıya kendini eş koşan: ne ana, ne baba ne aile ne toplum karşısında hesap vermeye gerek duymadan; utanmadan sıkılmadan ardan hayadan uzak... Üstelik sıranın en önüne kaynak yapıp Allahın huzuruna çıkacak kadar ayrıcalıklı olduğunu düşünsün. Allah sana bu hakkı vermiyor, sen kendi kendine nasıl veriyorsun? Sıranı bekle insan olarak insanlara önce bi hesap ver insanlık adına. Yok hayır ön sıraya geçecek illa. Bu nasıl olabilir?

Olur... bi çocuk eğer değerleri, ahlakı, varoluş sebebini, koşullarını öğrenmeden dinle erken doktrinize olursa hesap vereceği tek mercinin ilahi bir merci olduğuna inanır. Hatta kendisi Allahın buradaki suretine dönüşür. Herşeyi de Allah adına yaptığına inanarak, ya da Allahın işine karışmama adına insan olarak insanca yapması gerekenleri değil tam da yapmaması gerekeni yaparken kendini Allahın yerine koyup kelle bile keserken, insanı ve insani değerlerin hepsini yok sayabilir.

Halbuki Mekkenin yanında Medine bile insanlığıyla, değerleriyle, ahlakıyla medeniyetiyle mübarektir.

İşte laikliğin nörobiyolojik olarak gerekliliği bu gelişimsel öğrenme hiyerarşisiyle ilgilidir. Siyasilerin altı boş cahilce istekleri ve tercihleriyle ilgili değildir.

Şimdi CNN de cahilce tartışıyorlar.

Bilim insanlarının bir kısmı da böyle konuları düşünmez üzerinde kafa yorup insanları bilgilendirmez de kimlik gibi algı yönetimine hizmet eden binlerce insanın ölümüne zemin hazırlayan bilimselliği geçtim insani hiç bir yanı ve sonucu olmayan inançları bilimselmiş gibi topluma aşılar. Bunu da insan hakları için yaparlar... anlamak çok zor. Şaş da kal.

O yüzden yukarda söz ettiğim insan tipiyle aralarında, öğrenme ve doktrinize olma süreçlerinden sırasız geçiş açısında farkları yoktur.

Burada yazılan düşünceye birilerinin özgürlük bahşetmesine ihtiyaç var mı? Şimdi karar verin. Taa ki daha doğru bi düşünce ortaya konulana kadar...

Düşünce kendi içinde özgür olursa o kadar güçlüdür o kadar toplumun gözündede birileri istemese bile özgürdür. Kimsenin söyleyeceği lafı olmaz ancak farklı ve daha güçlü daha özgür bi düşünce bu düşünceyi mahkum edebilir. Onada saygı duyulur.

Sivil toplum örgütleri meslek kuruluşları biraz da bu konular üzerinde ciddiyetle durmalı ve tutarlı olmalılar.

[01/28/18]   NAZİLLİ.. VENEZUELA.. AZRA AKIN..
Dünya gerçekten küçük..

Hadi okuyalım..

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro Türkiye'yi ziyaret ediyor.
İyi de, bu fotoğrafın Maduro ile ne ilgisi var, diyeceksiniz!
Var, zira Londra'da Dünya güzeli seçildiğinde Azra Akın'ın üzerindeki giysi, Sümerbank Nazilli Basma Fabrikasında üretilmişti.

80 yıl kadar önce Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün hayata geçirdiği AKILLI PROJE’den; Atatürk’ün SOSYAL FABRİKA PROJESİ’nden söz etmek istiyorum…

O FABRİKANIN VENEZUELLA’DA NE İŞİ VAR?
Gazeteci-yazar Banu Avar, Venezuella’da karşılaştığı bir olayı şöyle anlatmıştır:
'' "Şehri göreceğimiz tepeye doğru tırmanırken, Kemal Atatürk tabelasını geçince şaşırdım ki, tepeye geldik. Genç kız rehber heyecanla ‘şu fabrikayı görüyor musun? yanında nikah salonu, şu sağlık ocağı, şu okul onun arkasındaki de bizim ev.’ ‘Eeee ,dememe kalmadı’ Rehber ‘Biz buna ATATÜRK modeli’diyoruz’ diye yapıştırdı.”

Venezuella’da bu gördükleri ve duydukları üzerine duygulanan Banu Avar: "Venezuella tepesinde tüylerim diken diken, gururum tavan yapmıştı..." diyerek anlatmıştır heyecanını…

Peki ama, Türkiye’den binlerce kilometre uzaktaki Venezuella’da “Atatürk Modeli” diye adlandırılan bir fabrikanın ne işi vardı?
“Atatürk Modeli Fabrika” da nedir?
Türkiye’de bu fabrikadan var mıdır?
İşte bütün bu soruların cevaplarını verebilmek için şimdi hep birlikte Nazilli’ye uzanalım!

ATATÜRK’ÜN DEV PROJESİ: NAZİLLİ SÜMERBANK BASMA FABRİKASI

Venezuella’daki “Atatürk Modeli Fabrika’ya” esin kaynağı olan fabrika, 1937’de Atatürk tarafından açılan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’dır.
Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, Atatürk’ün kafasındaki “Sosyal Fabrika Projesi’nin” ilk uygulaması olması bakımından çok önemlidir.

Atatürk’ün kafasındaki fabrika, sadece üretim yapılan bir mekan değil, aynı zamanda “ar-ge” çalışmalarının yapıldığı bir laboratuar, eğitim verilen bir okul, her türlü sanat ve spor imkanlarına sahip bir kültür kompleksi, kısacası adeta dört dörtlük bir “yaşam alanı”, bir kampustur.

Atatürk, işçilerin yüksek standartlarda, her türlü imkândan yararlandıkları bu “sosyal fabrikaları” Anadolu’nun her yanına yapmayı planlıyordu. Ama bu projesini yaygınlaştırmaya ömrü yetmeyecekti.

Fabrika, Türk-Sovyet ortak yapımıdır. Makineler ve teçhizatların çoğu Sovyetler Birliği’nden narenciye karşılığında alınmıştır. Fabrika kuruluşundaki işçi açığını kapatmak için 120 Sovyet montör ve mühendisi istihdam etmiştir.

Fabrikanın temelleri 25 Ağustos 1935’te atılmış, yapımı 18 ayda tamamlanmış ve 9 Ekim 1937’de açılmıştır. Bina ve makineler dâhil, 8 milyon liraya mal olmuştur.

Fabrikanın, 28 bin iğ ve 800 otomatik tezgâh ile çalışmaya başlaması ve 2.400.000 kilo iplik işlemesi planlanmıştır. Bununla 20 milyon metre basma imal edilecektir.
Fabrika 15 bin ton kömür yakacaktır.
Fabrika her gün en fazla 2400 işçi çalıştıracak ve ücret olarak senede 1 milyon lira ödeyecektir.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, sosyalist ülkeler de dâhil, dünyada görülmemiş bir “sosyal” niteliğe sahiptir. Evet, fabrika kurulurken Sovyet modeli esas alınmıştır, ama genç cumhuriyetin genç mühendisleri Türk devrimine has, çok özgün bir eser ortaya çıkarmayı başarmışlardır.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, 1930’ların dünyasında bir benzerine daha rastlanmayacak kadar özgün bir “sosyo-kültürel” ekonomi projesidir.

İşte Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın şaşırtan özellikleri:

1. Fabrika, balolar, danslar ve partiler düzenlemiştir: 1930’ların ortalarına kadar kadınlı erkekli hiçbir toplantıya katılmamış halk, fabrikanın organize ettiği balolar, danslar ve partilerle sosyalleşmiş, özellikle kadın ön plana çıkmaya başlamıştır.

2. Fabrikada sinema salonu vardır: 1937 yılında 12 bin kişinin yaşadığı bir kentte, bu fabrika bünyesinde 700 kişilik bir sinema salonu açılmıştır. İki defa memurlara, iki defa işçilere ve iki defa da ustalara olmak üzere haftada toplam altı defa film gösterilmiştir

3. Fabrika Halkevi kurmuştur: Fabrika “Sümer Halkevi” adıyla bir halkevi kurarak halkı her konuda bilinçlendirmeye çalışmıştır. Bir fabrika bünyesinde açılan ilk ve tek halkevi Sümer Halkevi’dir. Halkevinin şubelerinde çalışanların büyük çoğunluğu fabrika işçisidir. Halkevinin, hazırladığı oyunları sergilemesi için fabrika içinde bir sahnesi vardır.
Sümer Halkevi biçki-dikiş kurslarında her yıl birçok genç kız meslek sahibi olmuştur. Halkevi civar köylere geziler düzenlemiş, köylülerin sorunlarıyla ilgilenmiş, köylere ilaç ve sağlık elemanı göndererek hastaların tedavisini sağlamıştır.

4. Fabrikanın korosu vardır: Fabrika çalışanları arasında bir müzik grubu oluşturulmuştur. Klasik müzik seslendiren grup Nazilli, Aydın ve Denizli’de konserler vererek “çok sesli” müziğin Anadolu’da tanınmasını sağlamıştır.
Fabrikada yemek aralarında dünya klasiklerinden eserler okuyan bu koro (grup), işçilerin Beethoven zevke ulaşmalarını sağlamıştır. Fabrikada, çalmayı bilen işçilerin kullanımlarına açık bir de piyano vardır.

5. Fabrikanın hamamı vardır: Fabrika bünyesinde kurulan bir hamam, hem işçilere hem de Nazilli halkına hizmet vermiştir.

6. Fabrikanın Ressamları vardır: Fabrika bünyesindeki desinatörler belli zamanlarda fabrika dışına çıkarak Nazilli ve çevresinin güzel resimlerini yapmışlardır. Fabrika ressamlarının yaptığı bu tablolar açık arttırmalarda satılmıştır. Resim heykel sergileri de düzenleyen fabrika Nazilli’de güzel sanatların gelişmesini sağlamıştır.

7. Fabrikanın spor kulübü vardır: Fabrikanın bünyesinde kurulan lacivert-beyaz renkli Sümer Spor, futbol, basketbol, atletizm, voleybol, bisiklet, güreş, yüzme, boks branşlarında faaliyet göstermiştir.
Fabrika bünyesindeki Sümer Spor futbol Sahası Türkiye’nin ilk “alttan ısıtmalı” futbol sahalarından biridir. Ayrıca yine fabrika bünyesinde, basketbol, voleybol sahaları, güreş minderleri, boks ringi, tenis kortu ve paten pisti vardır. Nazilli’de toplumsal kaynaşmayı güçlendiren “paten eğlenceleri” ve” bisiklet yarışları” Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın mirasıdır.

8. Fabrika halka bedava basma dağıtmıştır: Bir sosyal fabrika olarak tasarlanan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, altı ayda bir halka “ıskarta basma” dağıtmıştır.

9. Fabrikada işçi hakları üst düzeydedir: Çok sayıda işçiyi barındıran fabrika işçi haklarına da çok önem ermiştir. İşçi ve Memur Biriktirme Sandıkları, İşçi Ölüm ve Hasatlık Yardım Sandıkları oluşturulmuş, fabrika içinde işçi sağlığını koruyacak 40 yataklı bir hastane, bir eczane bir de laboratuar kurulmuştur.

Nazilli’nin kâbusu haline gelen sıtma hastalığı fabrikanın sağlık ekibi tarafından kurutulmuştur. İşçilere mesleki eğitim verilen fabrikada ayrıca işçiler için beş sınıflı bir okuma-yazma kursu, daha doğrusu bir küçük okul vardır. Sümer İlköğretim Okulu adlı bu işçi okulunun 980 öğrenciye sahiptir.
Ayrıca bir işçi radyosu ve işçi çocukları için 26 yatak ve 40 mevcutlu bir kreş kurulmuştur. İşçiler ve memurlar, fabrikanın hemen önünde özel olarak inşa edilen 264 dairelik ve 1000 kişilik lojmanlarda çok uygun bir ücretle kalırken, bekâr işçiler için 350 kişilik bir “Bekar İşçi Pavyonu” vardır.

Lojmanda kalamayan işçi ve memurları şehirden fabrikaya taşımak için düzenli seferler yapan GIDI GIDI adı verilen mini bir tren kullanılmıştır. Fabrika işçilerinin yiyecek ve giyeceklerini temin etmek için fabrika bünyesinde bir kooperatif vardır. Fabrikanın, işçilere hizmet veren güzel ve temiz bir fırını, işçi yemekhanesi, memur kantini ve bir de hamamı vardır.

10. Fabrikanın ar-ge bölümü vardır: Daha fabrika açılmadan fabrikada kullanılacak kaliteli pamukların çevrede yetiştirilmesi için 200 adet modern tohum ekme makinesi satın alınmıştır.

Yine pamuk işinde kullanılmak üzere birçok modern tarım aleti ve makinesi bölgeye getirilerek çiftçilere dağıtılmış ve bunları nasıl kullanacakları öğretilmiştir. Fabrika içinde mekanik odası, fizik laboratuar, tarım laboratuarı gibi ar-ge bölümlerinde, fabrikada yapılacak üretimin kalitesini arttırmak için çalışmalar yapılmıştır.

11. Fabrikanın atölyesi vardır: Fabrikanın büyük bir atölyesi vardır. Bu atölyenin demirhanesi, marangozhanesi, dökümhanesi, kaynak ve teneke işleri yapan bir kısmı vardı. Diğer fabrikaların ahşap parça ihtiyacı olan makine vurucu kolları burada yapılırdı.

12. Fabrikanın elektrik ve su santralleri vardır: Fabrika, bir dönem hem kendi elektrik ihtiyacını hem de Nazilli kentinin elektrik ihtiyacını kendi bünyesindeki bir elektrik santraliyle sağlamıştır. Dört kazan ve üç türbinli olan bu santral, 2500 kw gücündedir. Fabrikanın su ihtiyacını karşılamak için bir de su santrali vardır.

İşte Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası… İşte Atatürk’ün “Sosyal Fabrika Projesi”nin ilk uygulaması… İşte genç cumhuriyetin, halkına, insanına, işçisine bakışı…

KAYNAK:
Banu Avar
Sinan Meydan
Soner Yalçın

DERLEYEN:
Akif Tanrıkulu

Not: Mustafa Kemal Atatürk'ün Akıllı, Sosyal Fabrika projesi, Köy Enstitülerini kuranlara ilham kaynağı olmuştur.

Terapi notları

Terapi notları

YENİ YAŞAM TARZI
Bu kısa makaleye gelişimsel dönemlerinden biri olan oral dönem özelliği bağımlılıkla başlayacağım. Bize kişisel ve toplumsal olarak nelere malolabileceğine ilişkin bir bakış açısını ortaya koyacağım.

Bağımlılık anneyle kurulan ilişkide çocukluk dönemindeki vazgeçilemeyen sağlıksız sevgi ilgi ve sağlanan konforun sürülmüş sefasının ve hatta sağlanmamışsa bile umudunun erişkin yaşamda bitmek tükenmek bilmez güvensiz bi bağlanma arayışıdır.

Günümüzde anne kucağı gibi ilkel oral dönemin sefasına davetkar kültürden yoksun veya yoz barlar, buluşma mekanları, kafeler, anneden ve toplumdan ayrılmadan gerçekten bireyleşmeden kendini özel hissetmek isteyebilen hiç elde edemeyecekleri özgürlük arayışı içinde olan insanlarla dolup taşmaktadır.

İnsanların birbirlerine erişkince bağlanmak, sevmek yerine birbirlerini en kısa zamanda satacakları samimi olmayan sevgilerle, geleceği olmayan ilişkilerle şekillenen doyumsuz bi hayat yeşermektedir.

Annenin istek, arzu ve fantezilerine ve belkide sonrasında toplumun genel beklentilerine sıkı sıkıya bağlı, aslında kukla bir birey oldukları halde özgür oldukları yanılsamasını yaşayacakları mekanlarda eşleşmeye çalışmaktadırlar.

Mekanlar, oraya birlikte geldikleri çoğu idareten yanlarında olan partnerlerini arkadaşlarını bile oracıkta hemen satma satılmışları götürme güdüsü içinde olan çektikleri selfilerle başka olası partnerlere, daha önce sattıkları ya da satıldıkları kişilere mesajlar ulaştırmaya çalışan çaresiz insanlarla dolu.

Bizim gibi az gelişmiş toplumlarda gerçek bir bireyleşme ve kişiliğe kavuşabilmenin aşamalarını geçeceğimiz hem gelişimsel hem sosyolojik koşullar olmadığından insanların çoğu, çaresizce sevgiye duyulan derin bi açlığı doyurabilmek için, gösteriş tutkusu, alışveriş çılgınlığı, selfi bağımlılığıyla çare arayan bulduğu sevgileri bencil ihyaçlarına yeni sevgililere paraya konfora lükse her an satabilme olasılığı olan bireylere dönüşmüş gibi görünmektedir.

Oral dönem bireyselleşmesi olarak adlandırabileceğim bencil bireycilikle beliren insanı aslında lüks veya sefil evinde giderek yalnızlaştıran bu yeni kültür yerleşik kültüre dönüşmek üzeredir.

Want your business to be the top-listed Clinic in Ankara?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Videos (show all)

Telephone

Address


Uğur Mumcu Caddesi 79/4 GOP Çankaya
Ankara
06700
Other Counseling & Mental Health in Ankara (show all)
LÂL Gelişim-Eğitim-Danışmanlık LÂL Gelişim-Eğitim-Danışmanlık
Çayyolu / Ankara
Ankara

Aile,Çift Danışmanlığı Cinsel Terapi Regresyon Terapisi Öğrenci Koçluğu Reiki Terapi-Eğitimi (1.-2.-3.) Kişisel Gelişim Test Uygulamaları

Psikoterapist & Yazar Cem KEÇE Psikoterapist & Yazar Cem KEÇE
Kızılırmak Mah. 1443. Cadde No: 33/3 Çukurambar, Çankaya, Ankara
Ankara, 06510

CEM KEÇE Psikoterapist & Yazar www twitter.com/drcemkece www.instagram.com/drcemkece www.cemkece.com.tr Telefon: 0(312) 213 0132 - 0(533) 234 7208

Argos Danışmanlık Argos Danışmanlık
Tahran Caddesi No:27-C Daire: 41 Esat-Çankaya
Ankara

Birey odaklı çözümler sunan Argos Danışma Merkezi, sosyal hizmet uzmanı, aile danışmanı ve psikodramatist Tülin Kuşgözoğlu tarafından kurulmuştur.

Özel Dönence Aile Danışma Merkezi Özel Dönence Aile Danışma Merkezi
Atatürk Bulvarı 115/13 4.Kat Bakanlıklar Meşrutiyet Mahallesi Çankaya
Ankara, 06420

Sorunlarınızın çözümünde yalnız değilsiniz.İlkeli, etik ve bilimsel yaklaşımla Dönence Psikoterapi... Nurgül Yılmaz Klinik Psikolog

Psikoloji Denizi Psikoloji Denizi
Meşrutiyet Caddesi Sema Han No:11/20 Kızılay
Ankara, 06700

Akıllı Kolej Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi Akıllı Kolej Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi
Karşıyaka Mah. 682.cd. No:17/1 Gölbaşı
Ankara

Psychological Counseling and Development Center

Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezi Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Uğur Mumcu Cd. 54/1
Ankara, 06700

Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezi Alanında Uzman Psikologlarıyla Hizmetinizde. Bireysel Psikoterapi, Çocuk ve Ergen Psikolojisi, Evlilik ve Çift Terapisi, Zeka ve Gelişim Testleri.

Dr. Yasin AYDIN, Psikolojik Danışman Dr. Yasin AYDIN, Psikolojik Danışman
Ankara

Kaygı, korku ve olumsuz düşüncelerine artık daha farklı yaklaşabilirsin! Değerli bir yaşam seni bekliyor! Sevgilerimle. Dr. Yasin AYDIN

AC Psikoloji Eğitim Ve Danışmanlık AC Psikoloji Eğitim Ve Danışmanlık
Yıldızevler Mah. 722.Sok.No:6/1 Çankaya
Ankara, 06550

Psikolojik Destek, Aile Danışmanlığı, Bireysel Danışma, Evlilik - Eş İlişkisi, Grup Psikoterapileri, Kişisel Gelişim ve Kurumsal Eğitimler

OKYANUS Psikolojik Danışmanlık Merkezi OKYANUS Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Cinnah Cad. Alaçam Sok. 9/1 Çankaya/Ankara
Ankara

Aile danışmanlığı , evlilik danışmanlığı, çocuk ve ergen danışmanlığı , bireysel danışmanlık hizmetleri , sınav kaygısı ve motivasyon...hizmetleri verilmektedir.

Psikolog&Aile Danışmanı Şükran Pelin Balcı Psikolog&Aile Danışmanı Şükran Pelin Balcı
Tunalı Hilmi Caddesi NO: 103 DAİRE:17
Ankara

İşi ile ilgili sosyal medya üzerinden gelebilecek soruları cevaplamak isteyen naçizane bir psikoterapist...

Psikoterapist Ensar Çiftçi Psikoterapist Ensar Çiftçi
Yenimahalle
Ankara

Psikoterapi Psikolojik Danışmanlık Çocuk Danışmanlığı Ergen Danışmanlığı Okul ve Sınav Danışmanlığı Meslek Danışmanlığı Travma & Yas